Diş çıkarma dönemi ne zaman başlar, ne zaman biter?

Bebeklerin ilk dişi genellikle 6 ay ile 8 ay arasında çıkar. Ancak her bebek farklıdır ve bu dönem her bebekte farklılık gösterebilir.

İlk dişini 3 ay gibi erken veya 15 ay gibi geç çıkaran bebekler de vardır. Bebekler arasındaki bu farklılık genetik kökenli olabilir ve yapısal bir durumdur.
Genellikle, önce ön-alt kısmındaki iki dişi çıkar. Daha sonra üst-ön iki dişi çıktıktan sonra, bunu yan kesiciler, birinci azılar, köpek dişleri ve ikinci azı dişleri takip eder. Dişlerinin hepsi bir anda veya teker teker çıkabilir. 20 adet süt dişinin tamamlanması genellikle 3 yaşına doğru olur. Kalıcı dişler 6 yaş civarında çıkar.

Diş çıkarma döneminde bebeğinizi neler bekliyor?

Huzursuzluk
Hafif ateş (38 derece ve üstündeyse ve/veya ishali varsa, beraberinde diş çıkartıyor bile doktorunuza danışın)
Aşırı salya
Nesneleri ısırma isteği
Burun tıkanıklığı, burun akıntısı
Kulakları çekme
İshal
Pişik
İştahsızlık ve kilo kaybı
Diş etlerinde hafif şişlik ve renk değişikliği

Bebeğimi rahatlatmak için neler yapabilirim?

Hafif soğuk kompres uygulamak rahatlama sağlayacaktır. Diş çıkarken bebekleri rahatlatmak için diş etlerine elleriniz temiz olacak şekilde hafif masaj yapabilirsiniz. Diş kaşıyıcıları buzdolabında soğutarak rahatlama sağlanabilir. Ancak diş etlerine zarar verebileceği için çok soğuk olmamasına dikkat edilmelidir. Eğer ek gıda alıyorsa bazı meyve ve sebzeleri yine hafif soğuk olarak ısırmasını sağlayabilirsiniz. Diş etlerine lokal anestezik etki yaparak ağrıyı azaltan jeller mevcuttur. Fakat bu jeller ağız içinde tükürük ile yok olduğu için hem istenen etkiyi gösteremeyebilir hem de çok fazla kullanıldığında yutulabileceği için yan etki yapabilir. Bu sebeple hekime danışarak kullanılmalıdır. Ayrıca bebeğin ağrısını azaltmak için doktorunuza danışarak ağrı kesici şuruplar da kullanılabilir.

Bebeklerde dil bağı/ dudak bağı sorunları nelerdir?

Dil bağı diğer adıyla ankiloglossi, dili ağız tabanıyla birleştiren yumuşak doku bağlantısının daha kısa, sıkı ya da daha kalın olması durumudur. Dilin hareketini kısıtlayan doğumsal bir anormallik olarak tanımlandırılmıştır. Dünya genelinde görülme sıklığı her geçen gün artmakla birlikte 2020 yılında Amerikada yapılan bir çalışmada %4 ile %10 arasında olduğu belirtilmiştir.

Kısa ve kalın olan dil bağı şiddetine göre bazen hiçbir soruna sebep olmazken, bazı durumlarda emme ve yutkunma gibi bazı temel fonksiyonları etkileyebilmektedir. Dil bağı olan bir çocuk dilini dışarı çıkarmakta güçlük çekebilir. Bu bağ çocuğun yemek yeme, konuşma ve yutma şeklini de etkileyebilir. Ortodontik problemlere, ön dişlerde aralanma ve estetik problemlere aynı zamanda diş eti problemlerine sebep olabilir.

Dudak bağı ise dudak ve diş kreti arasında uzanan yumuşak doku bağlantısıdır. Kısa veya kalın olması durumunda erken dönemde yine beslenme, emme güçlüklerine, dudak hareketlerinde kısıtlamaya; ilerleyen yaşlarda ise ön iki dişin sürme problemlerine ya da ön iki diş arasında boşluk oluşumuna sebep olabilir.

Dudak bağı kısa ise diş fırçası bu bölgeye rahat yerleştirilemez. Plak birikimi artar ve buna bağlı olarak diş eti kanaması ve ödemi gözlenebilir. Ayrıca dişetinde çekilme sorunu yaşanabilir.

Dil bağının kısalığı nasıl fark edilir?

Yeni doğanlarda ilk muayene esnasında fark edilebilir. İlerleyen yaşlarda dil hareketliliğinde kısıtlılık ve buna bağlı olarak “s” ve “r” gibi bazı harflerin söylenmesinde zorluk ya da dilin ağız dışına çıkarılmasında güçlük ve çıkarmaya çalışırken dil ucunun kalp ya da “v” şeklini almasıyla fark edilebilir.

Dudak bağının kısalığı nasıl fark edilir?

Bunun için blanche testi uygulanır. İki parmakla tutularak üst dudak hareket ettirilir. Bu sırada iki ön diş arasında bulunan dudak bağının beyazlaşması bağın uzunluğunun yetersiz olduğu ve frenektomi gerekebileceği hakkında bize bilgi verir.

Tedavisi nedir?

Uzmanların görüşüne göre eğer gözlenen dil bağı hafif dereceli ise, bebeğin beslenmesinde herhangi bir sıkıntıya sebep olmuyorsa tedavi şart değildir. Hekim bu durumu ilk muayenede net bir şekilde saptayabilir. Bu sebeple bebeklerde erken dönem pedodonti muayenesi çok önemlidir.

Sorun yaratacak şekilde kısa ve kalın olan dil bağının tedavisi ilaçla değil cerrahidir. Cerrahi olarak dil bağının kesilmesi eski bir yöntemdir. Günümüzde güncel bir yaklaşım olarak lazer ile dokunun kaldırılması daha çok tercih edilmektedir.

Lazer ile frenektominin avantajları nelerdir?

Anestezi uygulamaya ya hiç gerek olmaz ya da sadece topikal anestezi kullanılarak ağrısız ve kanamasız işlem gerçekleştirilebilir.

  • Daha az ağrı ödem ve skar (yara) dokusu gelişir.
  • Fazla zaman almaz ve uygulaması kolaydır.
  • Operasyon sonrası enfeksiyon riski daha azdır.
  • Dikiş atılmasına gerek olmaz.

Tedavi sonrasında konuşma, beslenme komplikasyonları daha az gözlenir ve konuşma genellikle harflerin söylenmeye başlamasıyla kendiliğinden düzelir. Bazı durumlarda konuşma terapistinden yardım almak gerekebilir.

Tedavi zamanlaması nasıl olmalıdır?

Dil bağı fark edildiği anda eğer muayene sonrası uzman hekim alınmasını öngörüyorsa işlem hemen gerçekleştirilmelidir. Belli bir yaşı beklemeye gerek yoktur.

Dudak bağının alınması için eskiden en az 10 yaşına kadar beklemenin ve köpek dişleri sürdükten sonra ön iki diş arasındaki boşluğun kapanmadığı durumlarda alınmasının doğru olduğu düşünülüyordu. Fakat lazer cerrahisi ile herhangi bir skar dokusu oluşmadığından uzman hekim kalınlığının iki diş arasında boşluk oluşumuna ya da ön bölgede diş eti ve fırçalama problemlerine sebep olduğunu düşünüyorsa cerrahinin zamanını erkene çekebilir.

Biberon çürüğü nedir? Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü, sebebi ne olabilir?

Eskiden biberon çürüğü diye adlandırılsa da daha güncel tanımlama ile erken çocukluk çağı çürükleri denmektedir. Erken çocukluk çağı çürüğü bir çocuğun 6 yaş öncesinde süt dişlerinden 1 veya daha fazlasında çürük bulunmasıdır. Biberon çürüğü tabirinin kullanılması ile biz çocuk diş hekimlerinin en sıklıkla duyduğu cümle ‘biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü’ olmaktadır. Ülkemizde de yaygın olarak gördüğümüz erken çocukluk çağı çürüğünün oluşması birçok faktöre bağlıdır. Yanlış ve uzayan biberon kullanımı bunlardan sadece biridir.

Erken çocukluk çağı çürükleri nasıl oluşur?

Biberonla ya da anne memesinden direkt alınan süt uykuya geçişle beraber dişlerin yüzeylerinde birikmektedir. Hem anne sütü hem de inek sütü besleyiciliği fazla ve yüksek şeker içeren bir besin türüdür. Uyku sırasında tükürük akışı neredeyse sıfıra düştüğü için dişler temizlenememekte ve ağızda bulunan çürük yapıcı mikroorganizmalar asit oluşturarak çürüğün başlamasına neden olmaktadırlar. Besin maddelerinin dişe temas süresi arttıkça çürük yapma ihtimalinin arttığı unutulmamalıdır. Uyku bunun için çok uygun bir ortam oluşturmaktadır. Genellikle ilk süren dişlerden olan ve süt ile en çok fiziksel teması bulunan üst kesici dişler ilk olarak etkilenir. Önlem alınmaması durumunda diğer dişlere yayılır. Ayrıca meyve sularının aynı şekilde verilmesi, yalancı memenin bala ve reçele batırılması, bebeğe şekerli yiyecekler verilmesinin de aynı etkilere sahip olduğu ve oluşan erken çocukluk çağı çürüklerinin şiddetinin ve yaygınlığının artmasına neden olduğu bilinmektedir.

Erken çocukluk çağı çürükleri nasıl anlaşılır?

Biberon çürükleri, ilk olarak dişlerin minesinde tebeşirimsi beyaz lekelenmeler ile başlar. Zamanla mineden doku kayıpları görülür ve beyaz tebeşirimsi lekelenmelerin yerini sarı-kahve lekelenmeler alır. Çoğunlukla aile dişlerdeki çürüğü fark ettiğinde çürükler oldukça ilerlemiştir. Bazen de aileler bunları demir lekelenmeleri ile karıştırmaktadırlar.

Erken çocukluk çağı çürükleri sonucunda neler yaşanabilir? Tedavi edilebilir mi?

Çürüklerin ilerlemesi ve sinir dokulara ulaşması ile dişte hassasiyet, ağrı, iltihaplanma meydana gelebilir. Bu çocuğun doğru beslenememesine, uyku bozuklukluklarına dolayısı ile hem çocuğun hem ailenin yaşam kalitesinin etkilenmesine neden olur. Ön bölgedeki çürükler estetik açıdan da kötü gözüktüğü için sosyalleşme sırasında çocuğa sıkıntı verebilir. Erken diş kayıpları sonucu, ağız içinde yer kayıpları ve maloklüzyon dediğimiz çene kapanış bozuklukları meydana gelebilir. Bu çürükler çocuğun yaş ve uyum durumuna göre klinikte klasik yöntemlerle ya da genel anestezi altında tedavi edilebilir.

Erken çocukluk çağı çürüklerini önlemek mümkün müdür?

İlk diş çıktıktan ortalama 6 ay sonra çocuk diş hekimi ziyareti ile beslenme, ağız bakımı gibi konularda bilgi alınmalıdır. İlk muayeneden sonra da diş hekiminizin belirlediği aralıklarda kontrole gidilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu uygulamalardan yararlanılmalıdır.

Bebeğin ağızda biberon ile uyumasına izin verilmemelidir. Biberonla süt içtikten sonra mutlaka su içmesi sağlanmalıdır.

Besleyici değerini arttırmak ya da çocuğun sakinleşmesini kolaylaştırmak için süte bal, pekmez gibi tatlandırıcılar eklenmemelidir.

Ailelerin; ilk diş çıkmasından itibaren çocuklarının ağız bakımlarını düzenli bir şekilde yapmaları gerekmektedir. Fırçalama yapılamadığı durumlarda parmağa sarılmış tülbent ya da parmak fırçalarından destek alınmalıdır.

Ailelelerin ve çocuğa bakım veren kişilerin kendi ağız bakımına dikkat etmeleri gerekmektedir. Bebeğin emziğinin ya da kaşığının bakım veren kişi tarafından ağza sokularak temizlenmesinin engellenmesi gerekir. Çürük yapan mikroorganizmaların geçişi sıklıkla bu yollarla olmaktadır.
12-15 aydan sonra gece beslenmesinin düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun için de hekim, aile işbirliği çok önemlidir.

Çocuğun beslenmesinde mümkün olduğu kadar şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır.

Parmak Emme

Kötü ağız alışkanlıkları arasında en sık görülen davranış parmak emme alışkanlığıdır. Doğumdan itibaren çocukların en büyük duyu kaynaklarından biri ağızdır ve buldukları hemen hemen her şeyi ağızlarına götürerek tanırlar. Özellikle ilk bir yılda bebeklerin çoğunda parmak emme davranışı gözlemlenebilir. 3 yaşına kadar gerek yeni süt dişlerini çıkması gerek çocuğun karşılaştığı utanma, sıkılma gibi zorluklar karşısında parmak emme davranışı gözlemlenebilmektedir. 4 yaşından sonra devam eden parmak emme davranışı; çocuğun oral dönemde kalmak istemesi, duygusal eksiklik, korku ya da anksiyetesini dile getiriş şekli olabilir ve patolojik kabul edilir.

Parmak emme alışkanlığının ortaya çıkarabileceği durumlar:

  • Ön açık kapanış,
  • Alt kesicilerin geriye, üst kesicilerin ise ileriye itimi
  • Arka azı dişlerinde kapanış bozuklukları,
  • Damak kubbesinin derinleşmesi
  • Konuşma bozuklukları
  • Parmak şeklinin bozulması ve parmak kuruluğuna bağlı egzama

Parmağın ağza sokulmasına bağlı enfeksiyona yatkınlık
Parmak emme davranışının ortodontik bozukluklara sebebiyet verdiği bir gerçek olsa da yapılan çalışmalar davranışın 4 yaşına kadar bırakıldığında daimi dişlerin sürmesiyle ortodontik problemlerin kısmen düzelebileceğini söylemektedir. Bu davranış ne kadar erken bırakılırsa vereceği hasar da o kadar azalmış olacaktır.

Parmak emen bir çocuğu azarlamak, suçlamak ya da cezalandırmak onun endişesini arttırıp bu davranışı şiddetlendirebilir. Bu sebeple bu davranışa neyin sebep olabileceğinin bulunması önemlidir. Çocuğu dinleyip anlamaya çalışmak ve bu davranışı bırakabileceği yönünde cesaretlendirmek doğru olacaktır.

Pedodontistlerin bu kötü alışkanlığı önleme amacıyla uyguladıkları sabit ya da hareketli ağız içi apareyler ile bu alışkanlık kırılabilir, aynı zamanda bu alışkanlığın duygusal yönünü çözümlemek için psikolog ya da pedagoglardan yardım alınabilir. Parmak emme alışkanlığında bu davranışın süresi ve sıklığı çok önemlidir. Bu davranışın erken tanı ve tedavisi, ileride karşılaşabilinecek problemlerin önünü keser. Uygulanan bu apareyler sayesinde ileri yaşta daha uzun ve zorlu olabilecek tedavi ihtiyacını azaltır.